Giriş Yap Kayıt Ol
Yetiştiricilik | Bitkisel Üretim Firma Rehberi
    Kategorisi
    Bağ Tesisinde Anaç ve Çeşit Seçiminin Önemi DETAY
    Bağ Tesisinde ...

    Bağ tesisinin en önemli aşamalardan birisini  anaç ve çeşit seçimi oluşturmaktadır. Tesisin uzun ömürlü ve ekonomik bir yatırım olması buna bağlıdır. Başlangıçta anaç ve çeşit ne kadar uygun seçilirse başarı oranı da o kadar fazla olur. Günümüzde değişik toprak tiplerine adapte olabilen, kurağa, kirece, tuzluluğa, flokseraya ve nematodlara dayanıklı bir çok anaç çeşidi bulunmaktadır. Örneğin Vitis berlandieri Amerikan Asma türünün özellikleri; floksera, mildiyö ve siyah çürüklüğe çok dayanıklı, kuraklığa ise dayanıklı bir türdür. En olumsuz özelliği köklenmesinin zor olması (%5) ve soğuğa orta derecede dayanmasıdır. Ayrıca kireç içeriği yüksek topraklarda ve kumlu topraklarda kuvvetli gelişir. Kurulacak bağın uzun ömürlü oluşu, asmanın verimliliği ve mahsulünü olgunlaştırması anacın uygun seçilmesine bağlıdır. En uygun anaç seçimi toprak analizleri sonucu ile arazinin yapısı ve kültürel durumu incelenerek yapılmaktadır.                                     Anaç seçimi kadar çeşit seçimi de tesiste önemli aşamalardan birisidir. Uygun olmayan çeşit seçimi durumunda, sonraki dönemlerde çeşidin değiştirilmesi gerekebilir. Bu da para ve zaman kaybı demektir. Kültür asmasının anavatanı içinde yer alan ülkemizde pek çok çeşit bulunmakla birlikte bunlardan çoğunun ekonomik değeri yoktur. Seçimde özellikle bölgeye iyi adapte olmuş veya adapte olabilecek ekonomik çeşitler üzerinde durulmalıdır. Öncelikle çeşidin, yöre iklimine uygun olması gerekir. Sıcaklık toplamının düşük olduğu yörelerde geççi çeşitler tercih edilirse, bu üzümler zamanında olgunlaşmaz ve sonbaharın ilk donlarından zarara uğrayabilirler. Genel olarak sıcak bölgelerde erkenci, serin ve kuzey bölgelerde geççi çeşitler tercih edilmelidir. Bu konuda toprak yapısı da belirleyicidir. Sıcak bölgelerdeki verimli taban topraklarında kurutmalık çeşitler tercih edilirken, serin bölgelerdeki kıraç ve fakir topraklarda kalitenin önem taşıdığı sofralık veya şaraplık çeşitlere öncelik verilmelidir.                                     Bağ kurmak için seçilecek üzüm çeşitlerinde şu özellikler aranmalıdır 1-Seçilen çeşit iklim istekleri yönünden yörenin iklimine uygun olmalı, 2-Yörede ekonomik olarak tercih edilen çeşitler olmalı, 3-Seçilen çeşit, üretim amacına uygun olmalı (sofralık, şaraplık, şıralık ve kurutmalık) 4-Döllenme biyolojisi yönünden seçilen çeşitler birbirine uygun olmalıdır, 5-Bir bağ, kendine verimli üzüm çeşitleriyle kurulduğu zaman her çeşit ayrı ayrı parseller halinde dikilmelidir. Çünkü her çeşidin budanması, gübre ihtiyacı, hastalıklara dayanımı ve hasadı birbirinden farklıdır. Bağ kurarken salkımda yeknesak bir tane tutumunu sağlamak için seçilen çeşitlerin döllenme biyolojisi açısından çiçek yapılarının iyi bilinmesi gerekir. Çavuş, Tahannebi, Hönüsü ve Karagevrek gibi morfolojik erdişi fizyolojik dişi çiçek yapısına sahip olan çeşitler seçildiği zaman (bunlar kendine kısır olduğundan) mutlaka en uygun dölleyici (babalık) çeşitlerinde seçilerek birlikte belli oranda dikilmesi gerekir. Dölleyici çeşit (babalık) seçiminde dikkat edilecek noktalar şunlardır: 1- Dölleyicinin bol çiçek tozu oluşturması ve çiçek tozlarının çimlenme oranının yüksek olması gerekir. 2- Dölleyici çeşitle, ana çeşidin çiçeklenme dönemlerinin birbirine uyması gerekir. 3- Dölleyici çeşidin çiçeklenme döneminin uzun olması gerekir. 4- İki çeşit arasında döllenmede kısırlık olmamalıdır. 5- Dölleyici çeşidinde o bölge için ekonomik öneme sahip bir çeşit olması gerekir. Çeşit seçiminde en önemli belirleyicilerden birisi de ürünün nasıl değerlendirilip, pazarlanacağı yani çeşidin kurutmalık mı, sofralık mı yoksa şaraplık mı olacağıdır. Örneğin, genellikle kurutmalık olarak değerlendirilen Çekirdeksiz üzüm (Yuvarlak ve Sultani) gerektiğinde sofralık ve şaraplık olarak da satılabilme avantajına sahiptir. Şunu da unutmamak gerekir ki; anaç ve çeşidin, bölgenin iklim ve toprak yapısına uygun olması kadar çeşit ile anacın iyi bir affinite (uyuşma) oluşturması çok önemlidir. Uygun affinite sağlayamayan kombinasyonlarda yavaş ve zayıf gelişme, silkme, kalitesiz ve küçük tane, verim düşüklüğü ve hatta daha ileriki safhalarda aşı atma ve kurumalar görülebilir.

    TÜRKİYEDE BUĞDAY ARAŞTIRMALARINI YÜRÜTEN İLK KURULUŞ DETAY
    TÜRKİYEDE BUĞDAY ...

      GEÇİT KUŞAĞI TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ 95. Yılını Kutlayan Enstitü ; 13 Aralık 1925 ‘te Islah-ı Buzr (Eskişehir Tohum Islah İstasyonu) adı ile kurulmuştur. Başlangıçta sadece ıslah dalında yapılan çalışmalara 1929’da aynı kuruluşun içinde oluşturulan Kuru Ziraat Deneme İstasyonu (Dry Farming) ile yetiştirme tekniği dalında yapılan çalışmalar da eklenmiştir. Daha sonraki yıllarda bitki hastalıkları konusu da diğer iki disiplin yanında yer almıştır. 1951 yılında iki istasyon Eskişehir Islah ve Deneme İstasyonu adı altında birleştirilerek tek kuruluş halinde aynı çalışmalara devem etmiş ve 1969 yılına kadar bu isimle araştırmalarına devam eden kuruluş bu tarihte Eskişehir Zirai Araştırma Enstitüsü adını almıştır.1986 yılından önce Baklagil daha sonra da Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü adını alan kuruluş 24 Ekim 1996 yılında yeni araştırma kompleksine taşınarak tekrar bir isim değişikliğiyle Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü adını almıştır. 2011 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeniden yapılanması sırasında Enstitü “Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü” ile birleştirilmek suretiyle daha da gelişip güçlenerek Havza Araştırma Enstitüsü haline gelmiştir. Yapılan bu son düzenleme ile Enstitü “Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü” ismini alarak bugünkü şeklini almıştır. Enstitüde 1925 yılından günümüze kadar yürütülen çeşit ıslah çalışmaları sonucu tahıllar, endüstri bitkileri, yemeklik dane baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, yem bitkileri ve sebze bitkileri türlerinde çeşitler tescil ettirilmiş olup, üreticilerin hizmetine sunulmuştur. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün bölgesel görev alanı, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Bilecik, Uşak, Isparta, Burdur, Denizli, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Yalova illeri olmak üzere toplamda 12 il olup ülkesel anlamda görev alanı tüm Türkiye’dir. Enstitünün görev konuları, tahıllar, endüstri bitkileri, yemeklik dane baklagiller, sebzecilik, tıbbi aromatik bitkiler, çayır – mera ve yem bitkileri, biyolojik çeşitlilik, gen kaynakları, toprak ve su kaynaklarıdır. Enstitünün Türkiye Tarım Tarihindeki Yeri Türkiye´ nin ilk araştırma kuruluşu olan Enstitüde üzerinde çalışılan ilk bitki buğdaydır. Yarım yüzyılı aşan buğday araştırmaları başlangıçtan günümüze kadar gerek araştırma felsefesi ve gerekse uygulama yönünden oldukça büyük değişmeler göstermektedir. Enstitü kurulduğu yıllarda, öncelikle bölgenin çeşit ihtiyacını karşılamaya yönelmiş. Çalışmalarında : ” mibzerle kuruya ekilip kıştan evvel çimlendiği halde kıştan zarar görmeyen sert buğday, ilkbaharda mayıs yağışlarından tam istifade edecek şekilde yavaş gelişen fakat bambul tehlikesinden evvel danelerini dolduran ekmeklik buğday elde etmeyi” hedef almış. Kuru Tarım (Dry Farming) Deneme İstasyonu’nda , A. Numan KIRAÇ tarafından yürütülen ve türünün en uzun süreli araştırmaları olan, bugün pek çok ülkeye model olarak sunulan, uluslararası kuruluşlarca “Türk mucizesi” olarak takdim edilen buğday üretiminde kaydedilen gelişmelerin temeli olan toprak işleme ve ot kontrolü denemelerinin sonunda ortaya çıkan “Kuru tarım sistemi” yapılan ıslah çalışmalarını çok kuvvetli etkilemiş, bu etki ile bulunan daha güçlü çeşitler bu tarım sisteminin daha sağlıklı uygulanmasını sağlamıştır. Günümüzde yaygın ve rutin olarak uygulanır hale gelmiş olan bu sistem 1930-50 yılları arasında kesintisiz 20 yıl A. Numan KIRAÇ tarafından farklı çiftçi uygulamalarının sistematik olarak karşılaştırılması ve bunların başarılı olanlarının metodik olarak bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur.​

    Lavanta Destekleri DETAY
    Lavanta Destekleri

    Ülkemizde özellikle son yıllarda üretimdeki yeri artan kıraç arazilerin mor bereketi lavanta,  kozmetikten, temizlik sektörüne, sağlıktan sanayiye geniş bir platformda kullanılıyor. DÖNÜME 800 İLA 1.100 TL KAZANÇ Lavantanın dönüme verimi Lavanta Çiçeği olarak 150-400 kg arası olup, yağ olarak verimi ise çiçek veriminin %2'si ile %5'i arasında değişiyor. Bu yıl itibari ile çiftçilerimiz 1 kilogram yaş lavantayı 1,5 – 2 tl arasında satarken; kurutulmuş lavantanın ise 1 kilogramını 10 – 15 tl arasında satışa sunuyor. 1 dönüm lavanta bahçesinden ise 800 ila 1.100 TL arası kazanç elde edilebiliyor. Ülkemizde 2018 yılı TÜİK kayıtlarına göre 8.700 dönüm alanda lavanta üretim alanı bulunmakta iken, 2019 yılı itibari ile ülke geneli lavanta üretim alanları 10.000 dönümü geçmiş bulunuyor. Bu alanlardan yaklaşık 1.500 ton lavanta çiçeği, çiçeklerden ise 20-30 ton lavanta yağı elde edilebiliyor. KIRAÇ ARAZİLERDE RAHATLIKLA YETİŞEBİLİYOR İlk dikim esnasında verilen can suyu haricinde su istemeyen lavanta, üreticilerimizin kullanımını terk ettiği veya uzun süredir kullanılmayan susuz veya sulama imkanı kısıtlı, eğimli, toprak yapısı iyi olmayan hatta hiçbir şey yetiştirilemeyen kıraç arazilerde bile çok iyi sonuç veriyor. Engebeli, kullanılmayan, kırsal ve parçalı tarım arazilerinde yetiştirilerek milli ekonomiye ekstra gelir getiriyor. Uçucu yağı, en fazla kozmetik ve parfüm sanayinde kullanılan lavanta, bunun yanında güzel kokusu nedeniyle sabun ve diğer endüstri kollarında, ilaç sanayinde ve ağrı kesici, sakinleştirici, uykusuzluk giderici özellikleriyle de aromaterapide kullanılabiliyor. Lavanta ayrıca çiçeklerinin sedatif etkisinden dolayı çay şeklinde de kullanılabiliyor. Lavantanın aynı zamanda görsellik oluşturan görüntüleri de turizmde katma değer yaratıyor. Diğer yandan lavanta bahçeleri sayesinde lavanta balı üretebiliyor. TIBBİ AROMATİK BİTKİLERE VERİLEN DESTEKLER Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 2018 yılında tıbbi ve aromatik bitki yetiştiren çiftçilere; -İyi tarım uygulamaları kapsamında dönüme 50 ila 100 TL, -Tıbbi-aromatik bitki yetiştiriciliği yapan küçük aile işletmelerine dönüme 100 TL, -Mazot ve gübre desteği olarak dönüme 15,35 TL, -Organik tarım yöntemi ile üretim yapan üreticilerimize dönüme ürün kategorilerine bağlı olarak 100 TL destek verilmektedir. Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden 2 milyon TL'ye kadar işletme kredisi kullananlara %50 faiz indirimi yapılıyor. Diğer yandan Orman Genel Müdürlüğü ise ORKÖY kapsamında orman köylülerine lavanta ekimi konusunda destek veriyor. Ayrıca hazine arazileri, rayiç bedelinin binde biri olarak belirlenecek kira bedeli ile tıbbi ve aromatik bitkililer üreten çiftçilere Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilmektedir.     https://www.tarimorman.gov.tr/Haber/4010/Kirac-Arazilerin-Gozdesi-Ve-Mor-Bereketi-Lavanta